ALTIN MADENLERİNDE BÜYÜK SÖMÜRÜ! TÜRKİYE KENDİ KAYNAKLARINA NE KADAR SAHİP?
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eski Genel Başkanı Zonguldaklı Maden Mühendisi Mehmet Torun’un Açıklamaları Çarpıcı Gerçekleri Ortaya Koyuyor
UKRAYNA MADENLERİ EMPERYALİST KUŞATMA ALTINDA!
Son dönemde ABD eski Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında yaşanan diplomatik gerilim, perde arkasında büyük bir sömürü düzenini gözler önüne serdi. ABD, Ukrayna’ya yaptığı askeri ve ekonomik yardımların karşılığında ülkedeki değerli madenlerin yüzde 50’sini talep etti.
Basına yansıyan bilgilere göre Ukrayna bu talebi kabul etti ve Zelenskiy, Beyaz Saray’a davet edildi. Trump’ın önerisine göre, ABD Ukrayna’daki madenleri işleyecek ve elde edilen gelirin yarısını Ukrayna için kurulacak bir fona aktaracaktı. Bu plan, ABD’nin Ukrayna’daki yatırımlarını artırarak bölgedeki nüfuzunu pekiştirme stratejisinin bir parçasıydı. Ancak bu durum, Ukrayna’nın kendi yer altı kaynakları üzerinde ne kadar söz sahibi olduğu konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
TÜRKİYE’DE MADENLERİN GERÇEK SAHİBİ KİM?
Ukrayna’daki gelişmeler, Türkiye’deki madencilik politikalarına dair soru işaretlerini artırdı. Mehmet Torun’a göre, Türkiye’deki madenler de benzer bir sömürü düzeni içinde eritiliyor. Çok uluslu şirketler, sadece Ukrayna’da değil, dünya genelinde benzer yöntemlerle ülkelerin doğal kaynaklarını ele geçiriyor.
Türkiye’de özellikle altın madenciliği alanında, yerli ve yabancı şirketlerin faaliyetleri sonucu doğa tahrip ediliyor, ormanlar kesiliyor ve sular kirletiliyor. Ancak devletin bu madenlerden aldığı pay oldukça düşük seviyede kalıyor.
ALTIN MADENLERİNDEN DEVLETİN ALDIĞI PAY ŞAŞIRTIYOR!
Torun’un açıklamalarına göre, Türkiye’de altın madenciliğinde devletin aldığı pay son derece düşük. 2019 yılında Türkiye’de 39 ton altın üretilmiş, ancak devlet bu üretimden sadece 93.5 kg’lık bir pay almıştır.
Daha çarpıcı bir örnek vermek gerekirse:
2022 yılında üretilen 1 ton altın için ödenen devlet hakkı yalnızca 9.5 kg olmuştur.
Bu oran, devletin altın üretiminden aldığı payın yüzde 1 bile olmadığını göstermektedir.
Cumhurbaşkanlığı kararıyla devlet hakkı oranı yüzde 13.75 olarak belirlenmiş olmasına rağmen, sağlanan teşvikler nedeniyle bu oran daha da düşük seviyelere çekilmektedir. Bu durum, madenlerin gerçekten kimin kazanç sağladığı sorusunu akıllara getiriyor.
TÜRKİYE’DE MADENCİLİK: KİM KAZANIYOR, KİM KAYBEDİYOR?
Mevcut Maden Kanunu, madencilik sektöründeki şirketlere büyük kolaylıklar sağlıyor. Özellikle altın, gümüş ve platin gibi değerli madenlerde, şirketlerin madenleri Türkiye’de işlemesi durumunda devlet hakkının yüzde 40’ı alınmamaktadır.
Buna ek olarak:
Yer altı madenciliği yapan işletmelerin devlete ödemesi gereken payın yarısı alınmamaktadır.
Çeşitli teşviklerle, madencilik şirketlerinin devlete ödediği vergiler minimum seviyeye çekilmektedir.
Bu tablo, Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin kimin yararına işlediği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Ukrayna’da ABD’nin yüzde 50 pay almasını sömürü olarak görenler, Türkiye’de devletin aldığı payın yüzde 1’in bile altında olmasını nasıl değerlendirmeli?
MADENLER KİMİN? TÜRKİYE KENDİ KAYNAKLARINA SAHİP ÇIKABİLİYOR MU?
Mehmet Torun’a göre, madenler milyonlarca yıl içinde oluşan ve tüm insanlığa ait olan doğal zenginliklerdir. Ancak kapitalist sistem, bu değerli kaynakları özel şirketlerin kontrolüne vererek gelecek nesillerin hakkını gasp etmektedir.
Türkiye’de madencilik sektöründe şeffaflık ve adalet sağlanmadıkça, ülkenin doğal kaynaklarının gerçek sahiplerinin kim olduğu sorusu hep tartışmalı kalacaktır. Türkiye’nin kendi yer altı zenginliklerine sahip çıkabilmesi için madencilik politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği artık kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Bu gerçekler ışığında, madencilik sektöründeki tartışmaların önümüzdeki süreçte daha da alevlenmesi bekleniyor. Türkiye, kendi topraklarında üretilen zenginliklerin gerçek sahibi olabilecek mi? Yoksa bu kaynaklar, uluslararası şirketler ve küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda mı kullanılacak?
Cevap, Türkiye’nin kendi doğal kaynaklarına ne kadar sahip çıkabileceğinde yatıyor.